dünyaya alışmak

Dünyaya Alışmak

Dünyaya alışmak, ne kadar iğrenç bir şey. Her zaman dünyanın bize ayak uydurduğunu söyleyip egolarımızı besledik, aslında biz dünyaya ayak uyduruyorduk ve yavaş yavaş buna alışıyorduk.


Siyah

Dünyaya alıştım, yaşadığım yere alışamadım. Dostlarıma alıştım, yabancılara alışamadım. Bişeyleri, bişeylere yakıştırdım da kendimi hiçbir şeye yakıştıramadım. Kendimi hep en altta gördüm ama insanlar kördü ve beni en üstte sanıyorlardı. Akşam üstü hava serin kapşonum başımda, tek dileğim kalsın herkes en güzel yaşında.

Görsem yine gökyüzünü, kendime gelsem.

Yalnız kalsam umurumda değil, alışırım. Yine kendimle başbaşayım, alışırım. Her boka alıştım bi şu dünyaya alışamadım. Dedim ya zorundayım o yüzden ayaktayım. Sabah kalk, kahvaltılık al. Kahvaltı yap, hazırlan. İşe git, okula git yada herhangi bi yere git. Filtre kahvenin acı tadını sevmezdim, alıştım. Yaşamak metafor, dünya fizik kitabı ve ben kar küresiyim.

Tecrübeyle sabit her savaş.

Rutine dayalı kalan insanlardan, güneşi tanrı sananlardan ve en çokta aya tapan insanlardan nefret ediyorum. Kötüye alıştınız iyi mi geldi? Belki elimde sürekli gezecek imkan yok ama bilmem kaç m2 odaya tıkılacak göt yok bende. Ben alışamam bu dünyaya, zaten benim dünyam odamdan ibaret. Dünyamdan ne zaman çıksam, 1-2 göz görüyorum ve odama daha çok kapanıyorum. Sorunlarım var benim asla inkar etmedim, ben inkar etmedikçe dünya bana düşman kesildi. Ben bi Beste yazdım insanlar öldü. Ben akciğer kanseri gibiydim, alışılabilirdim ama ansızın yok edebilirdim de.

Güneş doğmasada olur, Zeliş olmasada olur.


Solgun

Alışmak, hissedememektir. Ne kadar çok farkındaysan ne yaşadığının, o kadar uzağındasındır anın. İçinde büyüklü küçüklü gözenekler, delikler açılmasına yol açar hep. Alıştığından vazgeçmek tercih edilen olmaz öyle kolaylıkla. Belki o gider ama yeri kalır hep orada. Belki vazgeçersin ondan ama açtığı yeri başka bir şeyle asla dolduramayacağın bir boşluk yaratır içinde. Bir türlü anlatamazsın o boşluk hissini kimseye. Dile getiremezsin, tarifsiz hislere neden olur. Düşüyor hissinden kurtulamazsın ama zamanla alışırsın ona da. Ne kadar çok alışırsan bir o kadar büyüyen bir cehennem yaratırsın kendine ve sürüklenirsin oraya doğru.

Kaç kez sabahladınız
Uykusuzluğun koynunda
Ölümden korkmadığınız
Ne kadar doğru…

Dünyaya alıştığın ona teslim olduğun anlamına değil, onu artık umursamadığın anlamına gelir. Dünyaya teslim olamazsın. Çünkü onun zevki insanlarla uğraşmak, onlarla oynamak. Bir oyunun içindeyiz ama tek taraflı bir oyun bu. O bıkana kadar bitmez bu oyun. Yalvarışların, yakarışların onun daha çok hoşuna gider ve oyun kurucu olarak sürekli değiştirir kuralları senin ona daha da yalvarman için. Ama ona alıştığın an, sıkıcılaşır oyun.
Bilir o da bunu. Her seferinde seni ayağa kaldıranda onun takendisidir aslında.

Dünya denen dükkana neyim yoksa bıraktım.

Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır. Kocaman bir yer burası. İçindekiler de sayılamayacak kadar çok. Ve sen böyle bir yere alışıyorsun. Bu farklı. Bu diğerlerinden çok farklı bir alışkanlık. Düzene, çevrene, insanlara, insanların acılarına, insanların acıttıklarına, insanların ölümlerine, gökyüzüne, yıldızlara bakmaya, denizin kokusuna, hepsine alışıyorsun. Ama bu diğerleri gibi değil. Bu götürmüyor seni cehennemin kapılarına. Parça parça bir şeylere alışmayı denemek sana zarar verdikçe sen bütününe alışıyorsun dünyanın. Yavaş yavaş sızlamayı bırakıyor kemiklerin böylelikle. Yavaş yavaş anlamsızlaşıyor her şey. Ve yavaş yavaş kayboluyorsun dünyaya alışmanın verdiği umursamazlığın içerisinde.
Değil dünyaya alışmak, ben yaşamaya bile alışkın değilim.

Acıyor demeyeceğim ama
Yarım kalıyor ömür bir yerde

dünyaya alışmak

dünyaya alışmak