hayata dair sesler

Hayata Dair Sesler

Ne oldukları pek anlaşılmayan hayata dair sesler. İnsanların, hayvanların, gökyüzünün, rüzgarın, yağmur damlalarının, hepsine dair sesler yankılanıyor bu sokaklarda.

Beynimin sokaklarında. Güzergah bir yere kadar çizili aslında. Kulaktan girip yol alıyor beynimin derinliklerine doğru. Peki ya sonra? Ne oluyor bu kadar gürültü? Nereye kayboluyorlar?

Kayboldukları yok aslında. Sadece ses olmaktan çıkıp başka şeylere dönüşüyor ve içine karışıyorlar. Duygularına, hislerine, düşüncelerine etki ediyorlar bir şekilde. Sadece sen yoksun kendinde. Sadece sen veremiyorsun kararları aslında ne kadar öyleymiş gibi görünsede. Dış etkenler var, hemde göz ardı edilemeyecek kadar fazla. Ama farkında değilsin. Farkında değiliz.

Bunlar duyu organlarınla algılayabildiklerinle sınırlı değil tabi. Birde yüreğinin duydukları var. Yüreğinin kulaklarını patlatacak kadar yüksek desibelde sesler var hayata dair. Acılar var, yok oluşlar, kayboluşlar. Yalnızlık bile bir sese sahip. Bunun yanında yüreğinin çığlıkları, pişmanlıkları, haykırışları var ama bunları sen bile duymuyorsun. Yüreğinin sesini dinleyemiyorsun çünkü nasıl dinleyeceğini bilmiyorsun ki. Kimse bundan bahsetmedi sana. Kimse öğretmedi, duymadın kimseden. Çünkü yüreğindeki sesleri işitmeye başlayanlar dayanamayıp kestiler bileklerini, atladılar yüksek binalardan, dayadılar silahlarını kendi şakaklarına. Dayanamadı hiç biri hayata dair bu seslere. Kimseden duymamış olmanın açıklamasıdır bu.

Gemiler batıyor insanlar gibi, uçaklar düşüyor insanlar gibi.

Sadece gemiler batmaz.
Sadece uçaklar düşmez.
Rayından çıkanlar sadece trenler değil.
Kırılan şeyler sadece eşyalar, camlar değil.
Bıçaklar sadece mutfaklarda meyve soymak, et doğramak için kullanılmıyor.
En güzel çiçekler değil sadece koparılanlar.
Suyun altında boğulanlar sadece bedenler değil.
Anlaşılmayan sadece düşünceler, fikirler değil.
Hayata dair sesler var ne oldukları pek anlaşılmayan.

Uzay gemisi patlatmışlığım var benim.

Solgun

hayata dair sesler

hayata dair sesler