her şeyi bok ettik

Her Şeyi Bok Ettik

Kadere inanan insan, tesadüfe inanmaz. Tesadüfe inanan adamsa kaderini kendi elinde tutamaz.

Kendine has, çeşit çeşit yetenekleri vardır insanların. Bazılarının yapabildikleri şeylere “Bunun neresi yetenek?” dediklerini yapamıyor olabilir bazen bir başkası. Bazıları doğduğu an lanetlenmiştir, bazılarıysa sonradan. İnsanların belki kendileri, belki başkaları belkide hem kendileri ve hem başkalarının hayatında neleri bok ettikleri hakkında bir sürü şey sıralayabileceğinize eminim. Herkes bir şeyleri bok eder. İsteyerek ya da istemeden. Ama her insan hayatı boyunca en azından bir kerede olsa bir şeyleri bok etmiştir. Benimki doğduğum andan bugünlere süregelen bir yetenek.

Birden, birden bire olup bitiveriyor.

Önceleri bu kadar basit değildi. Bazı durumları bok etmek için gerçek bir çaba harcamak gerekebiliyor. Bazen üstüne alındığının altında kalabiliyor insanlar. Bebekliğinle çocukluğun arasındaki zaman diliminde bilinçsizce bir şekilde bir şeyleri bok etmeye başlıyorsun. Önemli olan aklının ermeye başladığı zamanlarda bundan kurtulup kurtulamaman. Olaylar burada ikiye ayrılır. Ya en azından bilinçsiz olarak bir şeyleri bok etmekten kurtulursun ve sadece kendi kararların, uğraşlarınla bir şeyleri bok edersin ya da el attığın hiçbir şey gitmez yolunda. Aniden, birden bire gelişir her şey. Sen düzeltmek adına bir müdahalede bulunamadan her şey mahvolup gider tüm hayatın boyunca.

İnsan
Düşünmüyor değil
Hiç üzülmüyor değil

Önce arkama, sonra durduğum yere ve en son da önüme çevirecektim kafamı. Arkamda neler gördüm biliyor musunuz? Çocuk yaşta yaşadığım, daha elimi bile değdirmediğim, tadını doyasıya çıkaramadığım şeylerin öylece bok oluşunu gördüm. Ve o yaştaki halimle hiçbir şeyi değiştiremeyeceğim halde duyduğum pişmanlıkları gördüm. Durduğum yere baktığımda kendimi göremedim. Göremedim bedenimi. Nerede olduğumu göremedim. Nerede durduğumu göremedim. Bilincimin yerinde olup olmadığının bilincinde bile değildim. Hiçbir yerden yazıyordum bunları. Hiçbir yerden. Şimdinin verdiği bilinçsizlikle önüme bakmaya mecalim kalıp kalmadığını bile bilmiyordum. Arkama bakabildiğime göre bir yol katetmiştim belli ki. Peki ya şimdi ne oluyordu? Yürüyor muydum? Öylece duruyor muydum? Yürüdüğümü mü sanıyordum? Ya da yürüyorum diye mi şuan olanlara hiçbir etkim olmadığı halde bok edebiliyordum her şeyi? Durup soluklanarak yeterince sağlıklı düşünemediğim için mi? Ben yürüyüp yürümediğimi bile bilmezken ne yapabilirdim ki? Bu bulmaca zor. Bu bulmaca yaşanılan hayatların temelinde yatan şey.

İç çekişler üzerine kurulu bu dünya.

Bir bakın ellerime.
Bu eller, hiçbir şeye sahip çıkamadı.
Bu eller, doluyken hiç kapanamadı.
Bu eller, hiçbir şeyi tutamadı avucunda.
Bu eller, çaba harcadı.
Bu eller, yorgun düştü.
Bu eller, kaybetmeye mahkum kaldı.
Bu eller, tiksindi bu dünyadan.
Bu eller, alışamadı tüm bunlara.
Bu eller, tutunmak istedi bir şeylere.
Bu eller, yapamadı.
Bu eller, ellerim ve ben.
Her şeyi bok ettik.

Bir ateşim yanarım, külüm yok, dumanım yok.

Solgun

her şeyi bok ettik

her şeyi bok ettik