hiçbir yerden

Hiçbir Yerden #1

Bana ütopyanı söyle, sana nerde yaşadığını söyleyeyim.

Ütopyanın iki tür sahne anlamı var: Birincisi, asla gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz ideal toplum hayal etme nosyonu olarak ütopya; öbürü de yeni sapkın arzularımızdan oluşan kapitalist ütopya… Gerçek ütopya ise durum çözümsüz olduğunda, yani olası olanın koordinatları dahilinde bir çözüme gitme yolu olmadığında, salt hayatta kalma dürtüsüyle yeni bir alan icat etmek zorunda olmakla ortaya çıkar. Ütopya özgür hayal gücünün bir ürünü değildir, ütopya içten gelen bir zorunluluk meselesidir, tek çıkış yolu o olduğu için hayal etmek zorunda kalırsınız. Bugün ihtiyacımız olan ütopya işte budur.

Slavoj Žižek


Modern bir hayalcinin ütopyası, Darwin dünyanın düşüncelerine ivme vermeden önce planlanmış olan Hiçbiryerlerden ve Ütopyalardan temel bir noktada ayrılmak durumundadır. Onların hepsi kusursuz ve durağan durumlardı, her şeyin doğasında varolan huzursuzluk ve karmaşa güçlerine karşı sonsuza dek kazanılmış bir mutluluk dengesi… Oysa Modern Ütopya durağan değil hareketli olmalıdır; kalıcı bir durum olarak değil, umut vadeden ve daha yüksek evrelere götüren bir evre olarak biçimlenmelidir.

H. G. Wells


Dünyaya kafa tutan köy

İnsan neredeyse düş kurabildiğinden beri daha iyi bir dünya kurmayı düşlüyor. 2016 yılı, Thomas More’un Ütopya‘sının 500. yılına tekabül ediyor. Sıkı bir düzene sokulmuş ama örnek niteliğinde bir komünitenin yaşadığı kurgusal bir adayı anlatan ince bir kitaptır bu; ismi Yunanca “olmayan yer” anlamına gelir. Günümüz imgeleminde de ütopya genellikle tam olarak bu anlamda kullanılır: her halükârda gerçek olmayan fiilen varolmayan bir yer. Ütopyalar, bizi kuşatan gerçek dünyayla ilgili hayal kırıklıklarımızın bir izdüşümü, bu dünyanın türlü haksızlıklarının ve bir tür olarak zayıflıklarımızın tersyüz edilmiş halidir.
Ütopya bunların uydurma bir dünyadaki izdüşümleri değilse, idealize edilmiş bir gelecek tahayyülüdür, siyasi veya dinsel bir tasarının tezahürüdür, hepimizin hayatlarımızı nasıl yaşamamız gerektiğine ve belki de yaşayacağımıza dair bir tasarıdır. Edebi ütopyalar gibi bunlar da genellikle yeni bir komünite yaratmaya yönelik somut girişimlerden ziyade soyut fikir egzersizleridir. Peki ya gerçekten bir ütopyayı hayata geçirmeye çalışsaydınız? Hayaliyle yanıp tutuştuğunuz, heyecan verici bir projeden somut gerçekliğe nasıl geçerdiniz?

Dan Hancox

hiçbir yerden

hiçbir yerden